KURUMSAL
- TÜM BAĞIŞLAR SAYFASI
- KURBAN FAALİYETLERİ
- ONLİNE SADAKA VER
- EĞİTİM FAALİYETLERİ
- RAMAZAN FAALİYETLERİ
- KIŞ YARDIMLARI
- AFRİKA EKMEK YARDIMI
- AFRİKA SU KUYUSU
- ARAKAN KAMPLARI SUKUYUSU
- AFRİKA YEMEK YARDIMI
- MARKET KARTI YARDIMI
- AFRİKA ÇOCUK SEVİNDİRME
- ÇOCUKLAR MUTLU OLSUN
- AFRİKA SÜT KEÇİSİ
- PROJELER
- FAALİYETLERİMİZ
KUVEYTLİ İSLÂM DAVETÇİSİ DR. ABDURRAHMAN ES-SÜMEYT ŞÖYLE ANLATIYOR :
Bir gün Afrika’da görev yaptığımız bir sağlık merkezinde, küçük çocukların tedavi edildiği bölümde bir kadının hıçkırıklar içinde ağladığını, doktora yalvarıp yakardığını duydum. Israrı ve çaresizliği beni derinden etkiledi. Doktorla konuştum. Bana şöyle dedi:
“Bu kadıncağızın bebeği aslında tıbben ölü sayılır. Yaşasa bile bilinci olmayacak. Onu bakıma aldığımız çocukların arasına katmamı istiyor ama bu çocuğa harcanacak para boşa gidecek; çünkü birkaç günden fazla yaşayamaz. Bu imkânlar başkalarına daha faydalı olur.”
Anne ise, doktor benimle konuşurken gözleriyle bana yalvarıyordu. Tercümana dedim ki: “Anneye sor, çocuğu için günde ne kadar para gerekiyor?”Söylenen miktar o kadar azdı ki, benim ülkemde bir şişe gazoz parasına bile denk geliyordu.
“Hiç sorun değil,” dedim, “bunu kendi cebimden öderim.” Kadını sakinleştirdim. Kadın elimi öpmek istedi, izin vermedim. Ona: “Bu, çocuğun için bir yıllık masraf,” dedim. “Para bittiğinde” bir yardımcımı işaret ederek o sana gerekeni verecek.” Bunun için kendisine bir belge de yazdım.
Aylar, yıllar geçti… Doğrusu ben o çocuğu çoktan ölmüş kabul etmiş, yaptığımı da sadece yeni Müslüman olmuş zavallı annenin kalbini hoş etmek için atılmış bir adım sanmıştım. Zamanla olayı tamamen unutmuştum.
Aradan on iki yıldan fazla zaman geçmişti ki, merkezdeyken bir görevli yanıma geldi: “Bir Afrikalı hanım sizi mutlaka görmek istiyor, defalarca geldi,” dedi. “Getirin,” dedim.
İçeri girdi; yanında yüzü nurlu, sakin bir çocuk vardı. Kadın bana: “Bu oğlum Abdurrahman,” dedi. “Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi, birçok hadis öğrendi. Sizinle birlikte İslam’a davet eden bir davetçi olmak istiyor.”
Şaşırdım: “Peki neden bu konuda ısrarla bana geldin?” dedim. Hiçbir şey anlamamıştım.
Çocuğa baktım. Sakin bir edayla Arapça konuştu ve dedi ki: “Eğer İslam’ın rahmeti olmasaydı, bugün hayatta olmaz ve karşınızda duramazdım. Annem bana sizin onunla yaşadığınız o hikâyeyi ve çocukluğum boyunca benim için yaptığınız yardımı anlattı. Sizin himayenizde olmak istiyorum. Afrika dillerini çok iyi biliyorum, insanları tanıyorum. Davet çalışmalarınızda sizinle çalışmak istiyorum. Yiyecekten başka bir şeye ihtiyacım yok. Bir de Kur’an okuyuşumu dinlemenizi isterim…”

Sonra Bakara Sûresi’nden ayetler okumaya başladı. Sesi içliydi, gözleri ise kabul etmem için yalvarır gibiydi.
O an hatırladım ve annesine: “Bu, bakıma alınması reddedilen çocuk mu?” diye sordum. “Evet, evet!” dedi. Çocuk da ekledi: “Bu yüzden annem beni size getirmekte ısrar etti, hatta bana adınızı verdi: Abdurrahman.”
Dr. Abdurrahman es-Sümeyt der ki: “O an ayaklarım beni taşıyamadı. Büyük bir sevinç ve şaşkınlıkla yere yığıldım, neredeyse felçli gibiydim. Ağlayarak secdeye kapandım ve şöyle dedim: ‘Bir şişe gazoz parası bir canı hayatta tutuyor, bize de ümmetin ihtiyaç duyduğu bir davetçi kazandırıyor!’”
O çocuk, daha sonra Afrika’nın kabileleri arasında en tanınmış ve en çok sevilen davetçilerden biri oldu.
Nice küçük sadakalar vardır ki, nice hayatları değiştirir, insanları mutlu eder.
Nice paralar da vardır ki, amaçsızca harcanır, hem bize hem ümmetimize yük olur…
**Yetimi Yoksulu Gözetenler Derneği – Gana Tebliğ ve İnsani Yardım Seferi 2026** 

